Now Playing Tracks

Bir gün yine çok mutluyuz seninle. Senin kahkahalarında boğuluyor benim hıçkırıklarım, sonra dayanamıyor kalkıp vuruyor kahkahalarını gözyaşlarım. Ağlarken konuşamıyorum, zaten konuşamadığım için ağlıyorum belki. Sendin tek eksik bendeki. 
Anlayamadım ben hiçbir şeyin nedenini. Siz bilirsiniz ya zaten hep en iyisini. Kaçamadım olduğum yerden. Çok uzaktı her yer belki. 
Şiirler yazıldı ya bana, belki hepsi birer hikayeydi. Hangisi güzeldi, kim daha çok severdi? Ben hiç şiir sever miydim ki? 

Bugün biraz nazlı. 
Ağladı ağlayacak aslında ama
Bi sarılsanız bir şeyi kalmazdı.
Çok kararsızdı, nedense kimseye inanmazdı.
Bi öpseniz aslında, yalanlarınıza kulaklarını tıkardı.
Bi kahkaha patlattı patlatacak aslında.
Dişlerinin arasından sızacak gözyaşları
Siz anlamasanız da.
Bu aralar biraz nazlı.
Babası hep derdi ”Bu kız çok şımardı.”
Saçlarını bi okşasanız aslında,
Bakın eminim, kesin uslanacaktı.
Tırnaklarını kendine batırmayı bırakıp
Kesin sırıtacaktı.
Bakın, ben eminim.
Öyle olacaktı.
O aslında hep nazlı.
Bi konuşsanız aslında
Neler neler anlatacaktı.

Her şey güzel olacak dedi. Bakın ben inanırım. Safım belki biraz, belki de aptalım. Biraz güzelim ama çoğunlukla gördüğünüz şey benim makyajım. Bir de sarhoşken görün beni, tam bir manyağım. Ama görmezsiniz beni sarhoşken, çoğunlukla yalnızım.
Bakın safım dedim diye hemen aldanmayın. Şeytana pabucunu ters giydiririm gerekirse! Bakın beni yanlış anlamayın. Bunu daha önce hiç yapmadım, ama benden biraz sakının.
Yavru kedi gibi bakıyorsun, surata bak ağlayacak, sesin niye çocuk gibi? Bunların hepsi inanın gerçek. Ama buna kanmayın. Aldatırım hepinizi, bana inanmayın.
Sevginin nefretin yanında ne kadar küçük bir duygu olduğunu düşünüp durdum hep. Yanlış anlamayın, sevin elbette; sevişin. Ama bir savaş çıksa, o savaşı sevgi kazanmaz. Bunu anlayın.
Yanlış anlamayın ama ben yoruldum. Hep aynı yoldan gidip, geriye dönememekten. Dönünce kimseyi bulamamaktan belki. Belki aslında hiç gitmemekten. Anlamamaktan bunu. Kafam karışık beni biraz anlayın.
Hayır ağlamıyorum, öyle bakmayın. Gözüme aldatılmalarım kaçtı, biraz hassasım. Beni anlayın. Size söylüyorum öyle bakmayın! Gidiyorum buradan ama ağıtlar yakmayın. Ben de seni seviyorum diyor ama siz ona da inanmayın.

Sen hiç özlemez misin? Mesela çok gitsem, çok uzaklara. Artık kokumu alamayacağın kadar gitsem. Bana ”büyük göz” diyemeyeceğin kadar uzağa. Elimi tutamayacağın kadar uzak mesela. Ya da ne bileyim sigaranı yakamayacağım kadar uzak. Uzak işte. Karşındaki koltukta otursam mesela. Orası da uzak? Özlemez misin o zaman?
Anlamadım ben insan neden özler. Ya da neden özlemez insan anlayamadım. Gidiyorum diyorum, bak ben gidiyorum! Bazen belki özlenmek istiyorum? 
Sakalların yüzüme batıyor diyorum. Kes şunları. Sakalım mı var benim ya? diyorsun. Sakalın var ve yüzüme batıyor, hakikaten. Sakalların yüzüme batmayacak kadar uzağa gitsem mesela. Sen salonda olsan ve ben mutfağa gitsem mesela? Özlemez misin? Orası uzak ama?
Sen aşıksın. -Sen de aptalsın. Evet ben aşığım, aptal. Ama ne fark eder? Sen özlemiyorsun. Ben kendi sigaramı yakıyorum sadece. Yüzüme batan hiç sakal yok. Kimsenin küçük elini tutmuyorum. Kimse gözlerime bakıp ne kadar büyük olduklarını söylemiyor. Parfümüm nasıl kokuyor? diye sormuyorum kimseye. Onlar özler beni diyorum, sen özlemiyorsun. 
Anlamıyorum insan neden özler. Neden özlemez ya da anlamıyorum. Aşıksın sen, sen de aptalsın. Ben hep aptal hem aşığım ama sen hiç özlemiyorsun. 
Bir otobüse binsem yanına gelmem yarım saat sürüyor. Ondan önce hep uzaktayım. Ama sen özlemiyorsun.
Ben belki bazen özlenmek istiyorum?

To Tumblr, Love Pixel Union